Çok şükür, çocuklar büyüdü ama onları büyütürken biz de yaşlandık. Beni pek beğenmiyorlar artık. Ne yaparsın, evlat işte, canından bir parça ne de olsa…
Yabancı bir evin penceresinden sürekli onları izliyorum. Hiç durmadan bahçede koşup oynuyorlar. Yavrum, terlediniz, üşüteceksiniz gelin artık diyorum ama dinlemiyorlar. “Yemek saatlerinde, haydi çabuk olun sofra hazır,” diye sesleniyorum ama yaşlılıktan mıdır nedir, bir türlü sesimi duymuyorlar.
Geçen biri düştü, dizi kanadı. Vah yavrum! Ana yüreği işte; içim sızladı. Elimden bir şey gelmiyor ki, buradan seyretmekten başka. Aşağıya bakmaya gitsem, daha inmeden kayboluyorlar.
Halbuki ne olur biraz bekleseler de öpsem, koklasam.
Kim bilir, belki bu bayram onlar da beni hatırlarlar.