Küçükken bulutların pamuktan yapıldığını düşünürdüm; üzerlerinde uzandığımı hayal ederdim.
Etrafı dağlarla çevrili küçük bir köyde çocuksan, çoğu zaman başını kaldırdığında bembeyaz pamuk şekerleriyle süslenmiş, uçsuz bucaksız bir gökyüzü görürsün.
Artık kırklı yaşlarımdayım. Çocukluğum bulutlar kadar uzak. Üstelik bulutların ve pamuk şekerlerinin pamuktan olmadığını da biliyorum. Fakat bu yanılgıyı hâlâ gökyüzünü seyretmek kadar çok seviyorum.
• • •
Şu an yine aynı duyguya kapılıyorum.
İstanbul’da, Tuzla’da, Şifa Mahallesi’nde; başka bir şehirde, aynı gökyüzünde, aynı pamuktan bulutlara bakıyorum.
Bunca yoğunluk, stres ve yorgunluk çelik halatlar gibi kuşattığında her yanımızı, yaşamak dediğimiz şey de boğuşmaktan ibaret oluyor. Aynı alarm sesi, aynı saat, aynı rutinler ve aynı çelik halatlar…
• • •
Şu an yine aynı duyguya kapılıyorum.
Yüzlük bir tesbihle tek tek koparıyorum çelik halatları. Her zikirde biraz daha yükseliyorum pamuktan bulutlara; biraz daha çocuk oluyorum. Annem kokuyor gıdımda.
Hiç hak etmediğim hâlde, biraz daha yaklaştığımı umuyorum sevgili Allah’ıma.
Bir çocuk için gerisinin ne önemi var ki?
O anda pamuk şekerleri de pamuktan, bulutlar da.
Tıpkı büyüyüp gerçeği anlayana kadar masalların masum olduğu gibi.
Selam ve dua ile.
AOA
Yazılış: 5 Ekim 2025 · Tuzla, İstanbul – Düzenleme: 24 Haziran 2026 · Tuzla, İstanbul